Bakan Gürlek: Gülistan Doku'nun naaşı kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabilir

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili, "Bizim için en önemli konulardan biri Gülistan’ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor" dedi.

10 Eyl 2026 - 10:31 YAYINLANMA
Bakan Gürlek: Gülistan Doku'nun naaşı kimyasal maddelerle ortadan kaldırılmış olabilir

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan adliye muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Faili meçhul 40 dosya aydınlatıldı

Gürlek faili meçhul cinayetlerle ilgili 40 dosyanın aydınlatıldığını belirterek şunları söyledi:

“Adalet Bakanlığı’na geldiğimizde yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para aklama, sokak çeteleri, sanal bahis ve sanal kumar gibi konularda genelgeler yayımladık. Bu alanlardaki mücadelemiz tavizsiz şekilde devam ediyor. Bakanlık düzeyinde yakından takip ettiğimiz bazı başlıklar da var. Özellikle faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması konusunda bir birim kurduk. Bu birim, ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmalara ilişkin koordinasyon, bilgi paylaşımı ve teknik çalışma sürecine katkı sağlıyor; soruşturmalara ilişkin adli değerlendirme ve kararlar ise ilgili başsavcılıklar tarafından veriliyor.

Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkânlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı. Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor: Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkânlarıyla ve kararlılıkla çalışması hâlinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor.

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor. Başka isimler olur mu, olmaz mı; bunu benim söylemem doğru olmaz. Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor. Hangisi hakkında yeni bir süreç başlar, hangisinde başlamaz, bunu ben bilemem. Bu konuda isim vermem de doğru olmaz."

"Gülistan Doku soruşturmasının devamında yeni gelişmeler olabilir"

Bakan Gürlek, Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili de şu bilgileri paylaştı:

“Gülistan Doku dosyasında çok önemli ilerlemeler sağlandı ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken. En son Umut Altaş’ın ifadesi de geldi. Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan’ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var.

Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor. Bu yönde bazı beyanlar ortaya çıktı. Ama elbette öncelikli amacımız naaşa ulaşmak. En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli.

Gülistan Doku dosyasında Başsavcımız da çok ciddi çalışma yaptı. Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor. Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar. Soruşturmanın devamında yeni gelişmeler olabilir. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü süreçler var.

Gülistan Doku olayı toplumda ciddi bir hassasiyet oluşturdu. Toplum şunu görüyor: Geçmişte işlenmiş olsa dahi bir suçun veya cinayetin üzeri sonsuza kadar kapalı kalmıyor. Devlet bütün imkânlarıyla ve kararlılıkla çalıştığında gerçek yıllar sonra da ortaya çıkarılabiliyor. Bizim için önemli olan bu.”

Rojin Kabaiş soruşturması

Rojin Kabaiş soruşturmasında cep telefonuna ilişkin henüz giderilemeyen bazı belirsizlikler olduğunu belirten Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz. İlgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilen farklı hususlar var ancak bu aşamada kamuoyuyla paylaşılabilecek net bir sonuç bulunmuyor" dedi.

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü: Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi yoksa doğal ölüm mü?

2011 yılında Silivri Cezaevi’ndeki ölen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünün de bütün yönleriyle araştırıldığını aktaran Bakan Gürlek şöyle konuştu:

"Kâşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
Bu konuda daha önce şikâyetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir.

Her şüpheli ölüm gibi bu olay da bütün yönleriyle araştırılıyor. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da ilgili Cumhuriyet başsavcılığıyla bilgi ve koordinasyon çerçevesinde çalışıyor; soruşturmanın yönü ve adli kararlar ise tamamen ilgili yargı mercilerinin yetkisinde. İleride büyük tablonun daha net ortaya çıkacağını düşünüyorum. Kâşif Kozinoğlu devletin yetiştirdiği müstesna bir isimdi. Örgütün hedefi hâline getirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de dosyada inceleniyor.
Cezaevinde hayatını kaybetti. Ölümünün kesin sebebine ilişkin tartışmalar var. Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi yoksa doğal ölüm mü? Bunların hepsi bilimsel ve adli verilerle inceleniyor.
Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor ve soruşturmayı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız yürütüyor.”

"Savcılarımız herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden görevini yerine getirebilmeli"

Başlatılan soruşturmalarda kişilerin isimlerinin, unvanlarının, makamlarının öneminin olmadığını vurgulayan Gürlek açıklamasına şöyle devam etti:

"Adalet Bakanlığı’nın yürüyen bir soruşturmanın içeriğine müdahale etme, savcıya ‘Şu kişiye git, bu işlemi yap.’ diye talimat verme yetkisi yoktur. Cumhuriyet başsavcılıkları yargısal görevlerini Anayasa ve kanunlar çerçevesinde yerine getirir. HSK’nın da hâkim ve savcılara ilişkin anayasal ve yasal görevleri bellidir.

Bizim meslektaşlarımıza verdiğimiz mesaj başka: Hukuka uygun biçimde görevlerini yaparken isimden, makamdan veya unvandan çekinmemeleri gerektiğini söylüyoruz. Bazen bir meslektaş bir soruşturmaya başladığında, ‘İki gün sonra önemli birinin ayağına basarsam ne olur? Buradan etkili bir isme gidersek sorun yaşar mıyız?’ şeklinde bir tedirginlik yaşayabilir.

Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver.’

Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır. Kişilerin isimleri, unvanları, makamları veya görevleri önemli değil. Savcılık zaten böyle yapılır. Bizim güçlendirmek istediğimiz irade, kişiye göre değil delile ve hukuka göre hareket etme iradesidir.
Soruşturmalara müdahale etme yetkimiz yok. Böyle bir niyetimiz de kesinlikle yok.”


 

Kaynak :
Trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: